Ulusal düzeyde çoklu etki
Farklı üniversitelerden 4. sınıf ve lisansüstü öğrencileri ile mezun DKT'lerin katılımıyla ulusal düzeyde çoklu etki hedeflenmektedir. Çevrim içi yürütme sayesinde coğrafi engel olmaksızın daha fazla kişiye ulaşılacaktır.
Bu program; nörojenik ses ve yutma bozukluklarına özel olarak odaklanan, değerlendirmeden terapiye uzanan, kanıta dayalı ve uygulamaya dönük bir mezuniyet öncesi/sonrası eğitim etkinliğidir.
Nörolojik hastalıklar bebeklikten ileri yaşa kadar tüm yaş gruplarında görülebilmekte ve her yaşta iletişim, beslenme ve yutma bozuklukları başta olmak üzere birçok klinik tabloya yol açmaktadır. Bu sorunlar hastalar, aileler ve bakım verenler üzerinde önemli bir yük oluşturmakta ve bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.
Nörolojik hastalıklar arasında dejeneratif hastalıklar (Parkinson hastalığı, demans, amyotrofik lateral skleroz, Huntington hastalığı vb.), demiyelinizan hastalıklar (multipl skleroz vb.), toksik-metabolik hastalıklar, neoplastik hastalıklar, travma ve vasküler hastalıklar (inme vb.) yer almaktadır. Nörojenik iletişim bozuklukları içinde motor konuşma bozuklukları (dizartri ve apraksi), nörojenik kekemelik, nörojenik dil bozuklukları (afazi) ve bilişsel-iletişimsel bozukluklar bulunmakta; vokal fold paralizisi ve spazmodik disfoni gibi ses bozuklukları da bu tabloya eşlik eden önemli bir durum olarak sınıflandırılmaktadır.
Nörojenik hastalıklarda en sık karşılaşılan sonuç dizartri olup, bunu yutma bozuklukları (disfaji) ve afazi izlemektedir. Bu iki alan hem yaygınlıkları hem de yaşamsal sonuçları nedeniyle dil ve konuşma terapistlerinin (DKT) klinik pratiğinde önemli bir yer tutmaktadır.
Ses bozuklukları nörojenik hastalıklarda sık ve erken ortaya çıkabilmektedir. Parkinson hastalığında hastalık seyri boyunca bireylerin yaklaşık %70–90'ında ses kısıklığı, ses şiddetinde azalma, monotonluk ve solukluk ile karakterize hipokinetik dizartri gelişmektedir. Multipl sklerozda dizartri yaygınlığı yaklaşık %45 düzeyinde bildirilmekte; ses, artikülasyon, solunum ve prozodi alanlarının etkilendiği, bunun iletişimsel katılımı ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Bu tablolarda kanıta dayalı değerlendirme (algısal, akustik, aerodinamik yöntemler) ve çeşitli terapi yaklaşımlarının doğru uygulanması, DKT'lerin uzmanlık gerektiren yetkinlik alanlarındandır.
Yutma bozuklukları güvenlik ve yaşam açısından doğrudan risk taşımaktadır. Dünya genelinde her yıl 400.000–800.000 bireyde nörojenik disfaji geliştiği tahmin edilmektedir. Disfaji; akut inmeli hastaların yaklaşık %65'inde, Parkinson hastalığında %35–82 arasında, multipl sklerozda yaklaşık %31'inde ve demansta %13–57 arasında görülmektedir. Orofaringeal disfaji; malnütrisyon, dehidratasyon, aspirasyon pnömonisi, hastane yeniden yatışları ve artmış mortalite ile ilişki barındırmakta ve sağlık maliyetlerini yükseltmektedir. Bu nedenle disfajinin erken tanınması, doğru klinik ve enstrümantal değerlendirmesi ve uygun rehabilitasyonu yaşamsal önem arz etmektedir.
Belirtilen duruma ve öneme rağmen ülkemizde yapılan çalışmalar, DKT'lerin ve DKT öğrencilerinin nörojenik iletişim ve yutma bozukluklarına ilişkin bilgi, farkındalık ve özgüven düzeylerinin yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır. Yutma bozukluklarında karar alma süreçlerini inceleyen çalışmalar, lisans ve mezuniyet sonrası eğitim deneyimlerinin klinik uygulamayı doğrudan etkilediğini göstermektedir. Benzer eğitim ve destek ihtiyacı uluslararası düzeyde de raporlanmaktadır.
Bu projenin yürütücüsü tarafından daha önce TÜBİTAK 2237-A kapsamında gerçekleştirilen "Nörojenik Bozukluklarda Dil ve Konuşma Terapistlerinin Eğitimi: İletişim ve Yutma Bozukluklarında Uzmanlık ve Farkındalık Geliştirme" başlıklı etkinliğin çıktılarını raporlayan çalışmada, eğitim sonrası dahi katılımcıların bilgi düzeyi görece düşük kalmış (ortalama doğru yanıt oranı ~%53) ve katılımcılar gelecekte en çok ses bozuklukları (%76,8) ve yutma bozuklukları (%67,1) alanlarında eğitim talep ettiklerini bildirmişlerdir. Dolayısıyla bu etkinlik, hem ölçülmüş bir bilgi açığını hem de bizzat DKT'ler tarafından ifade edilmiş en yüksek öncelikli iki eğitim ihtiyacını hedef almaktadır.
Farklı üniversitelerin DKT lisans programındaki 4. sınıf öğrencilerinin ve mezun/lisansüstü DKT'lerin; alanında uzman eğitmenlerden nörojenik ses ve yutma bozukluklarında değerlendirmeden terapiye kapsamlı, kanıta dayalı ve uygulamaya dönük bir eğitim almaları amaçlanmaktadır.
Eğitimin başarıyla tamamlanması sonucunda bu alanda yetkin çalışan DKT sayısının artması ve alandaki boşluğun giderilmesi öngörülmekte; böylece nörojenik ses ve yutma bozukluğu olan bireylerin erken dönemden itibaren değerlendirilip terapiye alınması, bağımsızlık düzeylerinin ve yaşam kalitelerinin artması hedeflenmektedir.
Program sonunda katılımcılar aşağıdaki bilgi ve becerileri edinir:
Çalışan DKT'lerin ve öğrencilerin katılımını kolaylaştırmak için etkinlik hafta sonlarına planlanmıştır.
İçeriğin ses ve yutmaya odaklı, derinlemesine yapısı nedeniyle konular üç hafta sonuna dengeli biçimde dağıtılmıştır: iki gün ses, iki gün yutma, bir gün bütünleştirme ve klinik karar alma.
Eğitim çevrim içi yürütüleceğinden, kapsamlı içerik coğrafi engel olmaksızın geniş bir katılımcı kitlesine etkin biçimde ulaştırılacaktır.
Önceki benzer etkinlikten elde edilen deneyim doğrultusunda süre/yoğunluk yönetimi, teknik altyapının güçlendirilmesi ve içeriğin derinleştirilmesi için önlemler alınmıştır.
Eğitim öncesi ve sonrası farkındalık/bilgi düzeyleri ölçülecek; ilk gün gösterilen vaka videoları son gün yeniden değerlendirilerek yetkinlik değişimi incelenecek ve sonuçlar bilimsel bir makale olarak yayımlanacaktır.
Bu başvurunun yürütücüsü ve eğitici kadrosunun önemli bir bölümü, 2023 yılında "Nörojenik Bozukluklarda Dil ve Konuşma Terapistlerinin Eğitimi: İletişim ve Yutma Bozukluklarında Uzmanlık ve Farkındalık Geliştirme" başlıklı etkinliği başarıyla tasarlamış, yürütmüş ve tamamlamıştır.
farklı üniversiteden eğitmen katkısı
uzman eğitmen, 5 gün, ~40 saat
ön kayıt başvurusu (570 nihai kayıt)
katılım sertifikası alan katılımcı
Her eğitmenin kendi konusuna ilişkin bir soru hazırlamasıyla oluşturulan 40 sorulu çoktan seçmeli bilgi anketi, eğitimin ilk ve son oturumlarında uygulanmıştır. Hem ön hem son testi tamamlayan eşleştirilmiş grupta (n = 129) doğru yanıt oranı %47,73'ten %53,58'e yükselmiş; ortalama doğru yanıt sayısı 19,09 ± 3,81'den 21,43 ± 3,67'ye çıkmıştır. Wilcoxon işaretli sıralar testine göre bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p < 0,001).
Değerlendirme anketini tamamlayan 155 katılımcı, eğitimin içeriğinden yüksek düzeyde memnuniyet bildirmiş (ortalama 9,21 ± 1,08 / 10); katılımcıların tamamı benzer eğitimlerin sürdürülmesini talep etmiş (9,88 ± 0,44) ve konularla ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerinin arttığını ifade etmiştir (8,99 ± 1,18). Katılımcıların yarısından fazlasının (%50,97) daha önce farklı bir üniversiteden bir öğretim üyesinin dersini hiç dinlememiş olması, çok kurumlu ve çok bakış açılı eğitim modelinin katkısını ortaya koymuştur.
Farklı üniversitelerden 4. sınıf ve lisansüstü öğrencileri ile mezun DKT'lerin katılımıyla ulusal düzeyde çoklu etki hedeflenmektedir. Çevrim içi yürütme sayesinde coğrafi engel olmaksızın daha fazla kişiye ulaşılacaktır.
Farklı üniversitelerden eğitmenlerin katkısıyla katılımcılar kendi kurumları dışındaki bakış açılarından yararlanacak; aynı konunun farklı yaklaşımlarla ele alınışını görme olanağı bulacaktır.
Eğitim öncesi ve sonrası farkındalık/bilgi düzeyleri ölçülecek; ilk gün gösterilen vaka videoları son gün yeniden değerlendirilerek yetkinlik değişimi incelenecek ve sonuçlar bilimsel bir makale olarak yayımlanacaktır.
Nörojenik ses ve yutma alanında çalışan yetkin DKT sayısının artmasıyla alandaki boşluğun giderilmesi ve danışanların erken değerlendirme/terapiye erişimiyle yaşam kalitelerinin artması öngörülmektedir.
Bu sayfada aktarılan epidemiyolojik ve klinik veriler aşağıdaki kaynaklara dayanmaktadır.
ASHA (2016). Scope of practice in speech-language pathology.
Baijens, L. W. J. vd. (2016). European Society for Swallowing Disorders – European Union Geriatric Medicine Society white paper: oropharyngeal dysphagia as a geriatric syndrome. Clinical Interventions in Aging.
Bath, P. M. vd. (2018). Interventions for dysphagia and nutritional support in acute and subacute stroke. Cochrane Database of Systematic Reviews.
Calcagno, P. vd. (2002). Dysphagia in multiple sclerosis – prevalence and prognostic factors. Acta Neurologica Scandinavica.
Daniels, S. K. (2006). Neurological disorders affecting oral, pharyngeal swallowing. GI Motility Online.
Duffy, J. R. (2019). Motor Speech Disorders: Substrates, Differential Diagnosis, and Management (4. baskı). Elsevier.
GBD 2021 Nervous System Disorders Collaborators (2024). Global, regional, and national burden of disorders affecting the nervous system. The Lancet Neurology.
Gölaç, H. vd. (2022). Dil ve konuşma terapistlerinin nörojenik bozukluklara ilişkin bilgi ve farkındalık düzeyleri.
Kalf, J. G. vd. (2012). Prevalence of oropharyngeal dysphagia in Parkinson's disease: a meta-analysis. Parkinsonism & Related Disorders.
Martino, R. vd. (2005). Dysphagia after stroke: incidence, diagnosis, and pulmonary complications. Stroke.
Ortega, O. vd. (2017). Oropharyngeal dysphagia: aetiology and effects of ageing. Journal of Gastroenterology and Hepatology Research.
Panebianco, M. vd. (2020). Dysphagia in neurological diseases: a literature review. Neurological Sciences.
Papathanasiou, I. & Coppens, P. (2017). Aphasia and Related Neurogenic Communication Disorders. Jones & Bartlett.
Parlak, M. M. & Köse, A. (2023). Dil ve konuşma terapistlerinin nörojenik bozukluklarda özgüven ve farkındalık düzeyleri.
Parlak, M. M. vd. (2025). International Journal of Language & Communication Disorders, 60(6):e70161.
Rusz, J. vd. (2018). Speech disorders in multiple sclerosis. Journal of Neurology.
Beş güne yayılan 42 dersin tamamını, ders içerikleriyle birlikte Program sayfasında bulabilirsiniz.